Bilgitay
Toplum için bilim ve teknoloji...

Bilgitay'ın Nature dergisine yanıtıdır.

Dünyanın en saygın bilim dergilerinden biri olan Nature dergisinin 13 Eylül 2007 tarihli sayısında "Turkey's transformation. A European vision and a commitment to openness will foster good science" başlıklı bir yazı yayınlanmıştır. Kim tarafından kaleme alındığı belirtilmeyen bu yazıda, ülkemizde yapılan bilimsel araştırmalar ile ilgili bazı yorumlara yer verilmiş ve laikliğin bilimsel araştırma açısından önemine değinilmiştir. Fakat yazıda tam da anayasa değişikliğinin gündemde olduğu bir dönemde adeta Türkiye'ye akıl öğretmeye çalışan bir tarzla, milliyetçiliğin istikrara bir tehdit olduğu söylenerek, Türkiye'nin "milliyetçilik"ten vazgeçmesi gerektiği ima edilmiştir.

Bu konuyla ilgili olarak yazdığımız yanıt ise Nature dergisi tarafından yer sıkıntısı bahane edilerek yayınlanmamıştır. Nature dergisi'ne yardımcı olmak için bu yanıtı sayfalarımızda yayınlıyoruz.

Insider's View on Turkey's Transformation

Yusuf Alper Kilic 1, Mesut Tez 2
Hacettepe University Faculty of Medicine Department of General Surgery 1
Gazi University Faculty of Medicine Department of General Surgery 2
Ankara, Turkey

We have read your interesting editorial entitled "Turkey's transformation. A European vision and a commitment to openness will foster good science". Although we agree some parts, from the point of view of two Turkish academicians, there are several points that have to be corrected and emphasized.

It is a reality that cooperation with European Union (EU) and EU Framework programs have served an increase in scientific research and publications. But as you stated in your editorial, this has not been reflected to the number of citations. From our point of view, this is a reality in most developing countries and the major underlying reason is the loss of basic aims of scientific research. Research must aim to find a solution to a problem, not necessarily a universal one, but more importantly one that is strategic for your own country. After the institution of a new scientific command system in 1980's, the country has lost her strategic scientific aims and research became a procedure that is made just for advancement in academic ranks.

Unfortunately "the country's best scientists", instead of coordinating research that is strategic, and even vital for the well-being of Turkish Nation, established scientific achievement criteria that forces scientist to make research that is just publishable in western journals. They even make it a prerequisite criteria for academic advancement in rank, "to study in a foreign country for at least four months".

Fortunately, realizing the local and global threads from imperialism and its "prosthetic teeth", many Turkish scientists are now studying on strategic technologies, both in universities and within independent study groups. This will soon unleash the real scientific potential of Turkey.

The place of discussion of the issue of "nationalism" in a scientific journal is quite difficult to understand. As for all countries, nationalism is an indispensable basis for national integrity, and it is not a thread to stability, but to imperialism. In addition to republicanism, statism, populism, reformism and secularism, nationalism is one of the ideals of Mustafa Kemal Atatürk, and is the basis of Turkish Republic.

We appreciate your kind suggestions, but Thank's God, we do not need our way to be drawn by others.

Türkiye'nin Değişimine İçeriden Bir Bakış

Yusuf Alper Kılıç 1, Mesut Tez 2
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı 1
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı 2
Ankara, Türkiye

"Turkey's transformation. A European vision and a commitment to openness will foster good science" başlıklı editöryal yazınızı ilgiyle okuduk. Bazı yönlerden size katılsak da, iki Türk akademisyenin bakış açısından düzeltilmesi ve vurgulanması gereken pek çok nokta olduğuna inanıyoruz.

Avrupa Birliği (AB) ve AB Çerçeve programlarının bilimsel araştırma ve yayınlarda bir artış sağladığı bir gerçektir. Fakat sizin de belirttiğiniz gibi, bu atıfların sayısına yansımamıştır. Bizim bakış açımızdan bu durum gelişmekte olan pek çok ülke için bir gerçektir, ve altta yatan neden bilimsel araştırmanın temel amaçlarının kaybedilmiş olmasıdır. Araştırma, evrensel boyutta olmasa dahi, öncelikle ülkeniz için stratejik önemi olan bir soruna çözüm bulmayı hedeflemelidir. 1980'lerde yeni bir bilim yönetim düzeninin kurulmasından sonra, ülke stratejik bilim hedeflerini kaybetmiş ve araştırma akademik yükselme amacıyla yapılan bir işlem haline dönüşmüştür.

Maalesef, "ülkenin en iyi bilim adamları" Türk Ulusu'nun iyiliği ve refahı için stratejik, hatta yaşamsal önemde olan araştırmaları koordine etmek yerine, bilim adamlarını batı dergilerinde yayınlanmak üzere kabul edilecek özellikte araştırmalar yapmaya zorlayan bilimsel yetkinlik kriterleri ortaya koymuşlardır. Bununla da kalmayarak, akademik yükselme için "en az dört ay yurtdışında kalmış olmayı" bir şart haline getirmişlerdir.

Neyseki, son dönemde emperyalizm ve onun "takma dişleri"nden kaynaklanan bölgesel ve küresel tehditleri algılayan pekçok Türk bilim adamı, üniversiteler ve bağımsız çalışma grupları dahilinde stratejik teknolojiler üzerinde çalışmaktadır. Bu kısa zaman içinde Türkiye'nin gerçek bilimsel potansiyelini ortaya çıkaracaktır.

"Milliyetçilik" ile ilgili bir tartışmanın bilimsel bir dergideki yerini anlamak oldukça zordur. Bizim için milliyetçilik, tüm ülkeler için olduğu gibi, ulusal birliğin vazgeçilmez temelidir, ve istikrara değil, emperyalizme yönelik bir tehdittir. Cumhuriyetçilik, devletçilik, halkçılık, devrimcilik ve laiklik gibi milliyetçilik de Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkelerindendir, ve Türkiye Cumhuriyeti'nin temelidir.

Nazik önerileriniz için teşekkür ederiz, fakat Allah'a Şükür, yolumuzun başkaları tarafından çizilmesine ihtiyacımız yok.